Birlemeci Ev'e Yönelişi Tartışma Ocağı (BEYT-O)

23/10/2007 - YADSIYAMAZSINIZ SALÂT VE ZEKÂT SANDIĞINIZ ŞEYLER DEĞİL

Kategori: Din

 

 

YADSIYAMAZSINIZ

SALÂT VE ZEKÂT

SANDIĞINIZ ŞEYLER DEĞİL

 

(İslam’da Salât’ın Namaz, Zekât’ın da Mal Yardımı Olmadığının İşaretleri)

 

Kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığınırım!

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım.

 

Özet:

         Hz. Lokman’ın oğluna vasiyetinden hareketle Kur’an’ın salâtı ikame emrinin namaz kılma anlamında düşünülemeyeceği, düşünülmesi durumunun Kur’an ayetlerinin hem bağlamlarından kopmasına hem de kendi içlerinde tutarsızlık ve kopukluklar göstermesine neden olduğu genel çizgileriyle belirtilmiştir. Sırayla şu noktalara değinilmiştir:

 

-         Hz. Lokman’ın vasiyeti

-         Rükû edenlerle birlikte rükû etmek / cemaatle namaz kılmak

-         Salâtı ikame tabirinin gerçek anlamını ortaya koyan 30/31 ayeti

-         Sallâ fiilinin “yüz çevirme” anlamının karşıtı olarak kullanıldığı 75/31-32 ayetleri

-         İki vakit salâtın ne anlama geldiği

-         Namazın mükerrer sünnet olup olamayacağı bahsi

 

Ve dipnot olarak sallâ fiilinin sözlük anlamları

 

 

Hz. Lokman’ın oğluna vasiyeti:

 

Yavrum! Salâtı ikame et, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret! Doğrusu, bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. (31:17)

 

Yukarıya alıntıladığım ayette Hz. Lokman’ın oğluna ilk tavsiyesi, geleneğin biçimlendirdiği Müslüman halkın zihniyetinde, namaz kılmaktır. Ne var ki, sonraki emirlerin salât ile hiçbir ilişkisi yoktur!!! Kanımızca bu sonuç, ayetlerdeki ifadeleri yalnız siyak ve sibaklarından değil kendi içlerinde bile kopuk kopuk anlamlandırmaya çalışmaktan kaynaklanmaktadır. Ayeti kendi içinde bir bütün olarak değerlendirirsek, bu ayette namazdan söz edilmiş olmaması gerektiği az çok usavurma (muhakeme) yetisi olan bir kişinin anlaması gereken bir durumdur. Peki Hz. Lokman’ın oğluna verdiği öğüdün ilk bölümü neyi öğütlemektedir?

 

Hemen ivedi bir yanıt buluşturmadan gerçeğin ne olduğunu anlayabilme ereğiyle salâtı ikameden söz eden başka ayetleri de okumalıyız:

 

2/92/41 Sizin yanınızda bulunanı doğrulayıcı olarak indirmiş bulunduğum (Kur'ân)a inanın ve onu ilk inkâr eden, siz olmayın; benim âyetlerimi birkaç paraya satmayın ve benden sakının. 

2/92/42 Bile bile gerçeği bâtılla bulayıp hakkı gizlemeyin. 

2/92/43 Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle (Allâh'ın huzûrunda eğilenlerle) beraber eğilin. 

2/92/44 Siz Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? 

2/92/45 Sabırla, namazla Allah'tan yardım dileyin, şüphesiz bu, (Allah'a) saygı gösterenlerden başkasına ağır gelir. 

2/92/46 O(saygılı insa)nlar, Rablerine kavuşacaklarını (gözetir) ve gerçekten O'na döneceklerini bilirler. 

2/92/47 Ey İsrâil oğulları, size verdiğim ni'meti ve sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın. 

2/92/48 Ve öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse, kimsenin cezâsını çekmez (borcunu ödemez); kimseden şefâat (aracılık, iltimas) da kabul edilmez; kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım yapılmaz. 

 

Yüce Allah, yukarıdaki ayetlerin bağlamında Hz. Lokman’ın oğluna verdiği öğütleri doğrudan anlatımla önümüze koymuyor mu? Evet, hemen hemen koyuyor. Peki… Allah Allah!.. Altını çizdiğim ayetler, arkasından gelen ayetlerle birlikte ele alındığında kopuk bir manzara gözümüzün önüne serilmiyor mu? Oysa böyle olmaması gerekir. Demek ki, bizim ayetleri algılayışımızda bir çarpıklık var. İlgili ayetlerde verilen iletileri alt alta sıralarsak belki bir yerlere ulaşırız:

 

-                     Önceki Tanrı kitaplarının devamı olan Kur’an’a inanmalı ve Allah’ın ayetlerini hiçbir şey karşılığında satmamalı, yani Tanrı’nın hükümlerini insanlardan gizlememeliyiz.

-                     Yine hakkı bâtılla karıştırma yöntemiyle de Allah’ın ilmini gizlememeliyiz.

-                     Salâtı ikame etmeli, zekâtı ödemeli, rüku edenlerle birlikte rüku etmeliyiz.

-                     İnsanlara iyiliği emrederken kendimiz o iyilikten kaçmamalıyız.

-                     Sabır ve salât ile Allah’a istiane etmeliyiz.

 

“Salâtı ikame edin!” emrinin “Bile bile gerçeği bâtılla bulayıp hakkı gizlemeyin.” emrinden sonra gelmesi belki bir şeyler çağrıştırabilir. Çünkü altı çizili eylemi yaptığımızda başka birtakım nesne ve kavramları Yüce Allah’a ortak koşmuş, yani müşrik olmuş oluruz. Yoksa 2/43 ayeti bize Müslümanları müşriklerden ayıran ilk farkın namaz olduğunu mu bildirmek istiyor?! Öyleyse namazın bir parçası olan rükû (!) etmemiz, niçin zekât verme emrinden sonra buyruluyor? Bu anlatım biçemi kambur gözükmüyor mu? Dahası rüku eylemi eğer namazın bir parçası ise, özellikle namazdan ayrı olarak anılmasının anlamı ne ola ki? Genel ulemanın bu durumdan çıkardığı anlam, rükû edenlerle birlikte rükû etmenin “cemaatle namaz kılmak, dolayısıyla cemaatle namazın fazileti” olduğu yönündedir. Ne var ki, aklıma takılmadan edemiyor: Neden rükû eylemi cemaatle namazı ifade etsin? Geleneğin literatürüne göre rükû, önceki ümmetlerin bilmediği bir fiildir. Oysa bu ayetler İsrailoğullarına seslenmektedir. Bu emrin ardından İsrail oğullarına rükû fiilinin tarif edilmesi gerekmez miydi? Sonuç, öyle olmamış, değil bu ayetlerde, başka ayetlerde bile rükûnun nasıl yapılacağı ayrıntılanmamıştır. Oysa daha namaza hazırlık (!) olan abdest konusunda açıklama işlemi gerektiğince yapılmıştı.

 

Öte yandan yukarıdaki ayetlerde zekât amelinin hangi kavramla ilişkisi olduğu görülememektedir[1]. Oysa “salâtı ikame” eylemi, 2/41, 42, 44, 45, 46 ayetleriyle güçlü ve derin bir bağ taşımaktadır. Görünürde böyle olmasa bile kanımca mühürlenmemiş (gelenek ve atalar dini ile algılaması körelmemiş, anormal durumları normal durumlar gibi kabullenmeye başlamamış) kalpler tarafından bu bağ kolayca sezilebilir.

 

30/28: Size öz benliklerinizden bir örnek verdi: Ellerinizin altında bulunanlarda, size verdiğimiz rızıklarda, sizinle aynı haklara sahip, birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz ortaklarınız var mı? İşte biz, aklını işletecek bir topluluk için ayetleri böyle açık açık sıralıyoruz.

30/29: Zulme sapanlarsa ilimsiz bir biçimde keyiflerine uymuşlardır. Allah'ın saptırdığına kim yol gösterecek? Böylelerinin yardımcıları yoktur.

30/30: O halde sen yüzünü, bir hanîf olarak dine, Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir. Allah'ın yaratışında değiştirme olamaz. Doğru ve eskimez din işte budur. Fakat insanların çokları bilmiyorlar.

30/31: O'na yönelmiş kişiler olarak O'ndan sakının! Namazı/duayı yerine getirin ve sakın şirke sapanlardan olmayın;

Müniybiyne ileyhi vettekûhü ve ekıymûssalâte ve lâ tekûnû minelmüşrikiyn.

30/32: Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür.

30/33: İnsanlara bir zorluk dokunduğunda, Rablerine yönelerek O'na yakarırlar. Sonra onlara bir rahmet tattırınca bakarsın ki, içlerinden bir grup Rablerine ortak koşuyor.

30/34: Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler diye. Haydi, yararlanın/zevklenin! Yakında bileceksiniz...

30/35: Yoksa onlara kesin bir kanıt mı indirdik de onlara Allah'a ortak koşmalarını söylüyor!

 

Bu da ne oluyor?! Bu ayetlerin arasında, böyle bir bağlamda namaz kılmanın işi ne ola ki?!  Acaba Yüce Allah gerçekten müşrik olmamamız için namaz kılmamızı mı buyuruyor? Öyleyse hadis kültüründe Mekke müşriklerinin namaz kılması onları niçin müşriklikten kurtaramıyor? Kırmızılaştırdığım yerdeki “ve” bağlacı birçok ayette “yani” anlamına gelmektedir. Sözün özü Yüce Allah, bu ayette bir tanım veriyor. Neyin tanımı? Salâtı ikamenin tanımını: Dinde birliği koruyup şirke sapanlardan olmamak. Dikkat ederseniz, 2/45’te sabra salâttan önce sarılmalıyız; çünkü bir şeylere sabretmeden “tek olan Allah’a bağlılığı ayakta tutmak” olanaksızdır. Kur’an’da “salâtı ikame” tabirinin hemen her zaman “şirk” bağlamında anılmasının “Dinde birliği koruyup şirke sapanlardan olmamak” anlamından kaynaklandığı kanısındayım. Dolayısıyla vahdet kavramının peşinden gidilmelidir. Nitekim sallâ fiilinin “arkasından gitmek” anlamı[2] da vardır ve bu anlamın Kur’an’da kullanıldığı geleneğin ulemasınca görülmemiş olsa bile aşağıdaki ayetlerde görülebilir; çünkü  “yüz çevirme” anlamının karşısına konmuştur:

 

İşte o, (Peygamberin getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı (lâ sallâ). Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti. (75/31-32)

Ayrıca 19/59’da “yitirilen salât”ın bu anlamdaki salât olduğu anlaşılabilir. Yani, kişiler genel anlamda Allah’ın vahyini izlemeyi bırakıp kendi nefislerinin uydurduğu kurallara uymaya başladıkları için salâtı yitirmişlerdir. “Namazı yitirmek” deyimi ise dilbilgisi bakımından bir tuhaflıktan başka bir şey olamaz!

 

Böyle bir durumda, abdest alınması gereken salâtın (ki bu tür bir salâttan söz edilen ayetlerde ve bağlamlarında şirk konusuna değinilmemiştir ve belirlenen iki zaman söz konusudur: Fecr ve İ’şâ’) namaz olmadığı, bir “birlik durumuna geçme, toplanma” kavramıyla ilişkili olduğu sezilebilir. Peki, müminler niçin toplanır? Elbette Elçi’nin diyeceklerini dinlemek ve dersler çıkarmak için toplanırlar. Öyleyse abdest alınarak yerine getirilen salât eylemi bir “söylev”dir. Nitekim, salât kelimesinin anlamlarından biri de “yapılan konuşma”dır.

 

İşin özünde, Kur’an-ı Kerim’in hiçbir ayette beş vakit bir namaza vurgu yapmamış olması ve Müslüman geleneğinde ise beş vakit namazın yaygınlık taşıması, geleneğin nakline göre Elçi’den önce kılınan namazın beş vakit olmadığı ve Son Elçi’nin Kur’an’a karşın hiçbir inanana 5 vakit namazı dayatamayacağı düşünüldüğünde bu durumlar bizi namazın İslam’a bir bütün şeklinde sokulmuş olabileceği düşüncesine itmiştir. O nedenle namazın mütevatir ve tekrarlanan sünnet olarak günümüze geldiği şeklindeki savunma bizim açımızdan önem taşımamaktadır. Zira namaz, Arap yönetiminden kesin bir destek bulduğu bir ortamda (ki Muaviye ve ardıllarının İslam’ı siyasetten kovma anlayışlarını topluma dayattıklarını çok iyi biliyoruz) bütün kültleriyle İslam’a sokulduktan sonra mütevatir ve tekrarlana gelen bir eylem durumuna geçmiş de olabilir.

 

 

 

Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’adır!

 



[1] Aslında bu durum doğaldır; çünkü Kur’an’da anılan zekât malla ilgili bir mevzu değil, yaşayışla bağlantılı bir gönül arındırmasıdır. Bunu nereden anlıyoruz? Elbette Kur’an’da zekât kelimesi anılarak malla ilgili bir yardım biçimini tarif eden hiçbir ayetin olmamasından anlıyoruz. İşin gülüncü genel İslam uleması sırf düşündükleri yönde hadisler var diye Kur’an’ın ifadelerini bir yana bırakıp sadaka bahsini zekât ile karıştırmışlar, hattâ nerede sadakanın kimlere, nasıl, ne kadar verileceğini tarif eden ayetlerdeki sadaka kelimesini de zekât kelimesi ile değiş tokuş etmişlerdir. Onların müntesipleri ise şunu hiç sormamıştır: Be şeyhim, Kur’an’ın bu ayetinde sadaka kelimesi geçiyor. Peki onu niye zekât olarak anlamlandırıyoruz? Eğer sözü edilen şey zekât olsa idi, Yüce Allah o ayette zekât kelimesini birebir olarak kullanmaz mıydı?

            Öte yandan zekât’ın yalnızca kulun verdiği değil, Allah’ın verdiği biçimi de vardır: Katımızdan bir kalp yumuşaklığı, bir temizlik (zekât) verdik. Korunan biriydi o. = ve hanânen min ledünnâ ve zekât ve kâne tekıyyen.(19/13) (Hatırlayın, salâtın Allah’ın müminler ve Elçi üzerine yaptığı bir biçimi vardı!)  Burada Onun korunan (yani takvalı, haramlardan uzak duran) biri olmasını sağlayan zekât göstermesidir. Öyleyse evet, zekât vermek değil, zekât göstermek (çünkü etâ fiilinin anlamlarından biri de göstermek’tir)… Burada Kur’an’da zekât’ın anlamının da düzelme anlamındaki arınma olduğu kendisini gösteriyor.

[2]ﺻﻠﻰ : Dua, dua etmek; yalvarma, yakarış; konuşma, söylev, nutuk; övgü, methiye; nimet; meydana getirmek, sebep olmak; yakından takip etmek, izlemek, uymak, bağlı kalmak; irtibata geçmek veya irtibata geçilmek; hayvanın kuyruğunun çıktığı yer, but.

            Örneğin “bir at yarışında ilk atın peşinden bir burun farkıyla giden at”a el-musalli (yakından izleyen) denir.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-04-18 16:31:50 - Slm!

Yazan Beytegiris
Selam!

Trabzonluyum. Niy sordunuz?
Bağlantı

2008-03-19 14:39:58 - sELAM

Yazan GERÇEKBİLGİ
Kardeş hangi şehirde yaşıyorsunuz???
Bağlantı

2008-03-14 12:14:12 - Selam!

Yazan Beytegiris
Merhaba kardeş!

Bilgilendirdiğin için teşekkür ederim!
Bağlantı

2008-02-28 12:51:53 - Kur'andaki salat namaz değildir

Yazan gerçekbilgi
Selam sevgili kardeşim.
Sizin gibi kardeşlerin varlığı bizi sevindiriyor.Bizde bu düşüncenin uzun zamandır tartışmasını yapıyoruz.Hanifdostlar sitesinde Kur'andaki salat namazmıdır adlı bir bölüm açtık.Baya ilgi gördü sizleride bekleriz oraya

sağlıcakla kalın
Bağlantı

2007-12-24 13:59:51 - Selam!

Yazan Beytegiris
Selam, artıbir kardeşim!

Allah seninle birlikte olsun!

Bağlantı

2007-12-21 21:58:00 - Gercek henuz farketmedigindir. Dayanamazsin...

Yazan artibir
Merhaba Sayin Beytegiris,

Salat konusunda sizinle hemfikir oldugumu bildirmek ve size gercekleri gizlemeyenlerden oldugunuz icin tesekkur etmek istiyorum.
Kucuk bir katkida benden olsun diyerek su ayetlerin dusunulmesi ve sorularin cevaplanmasi gerektigine inaniyorum.

14:37 "Ey Rabbimiz! Ben, çocuklarımdan bir kısmını senin kutsal evinin yanındaki, ziraata elverişsiz vadiye yerleştirdim ki, namazı kılsınlar, ey Rabbimiz! Sen de insanlardan bazı gönülleri, onlardan hoşlanır yap. Çeşitli meyvalarla onları rızıklandır ki, şükredebilsinler."

Ziraata elverissiz bir yer ile namazin nasil bir baglantisi olabilir?
Ayetteki kutsal ev kabe midir?

Asagidaki ayet gore Hz. Ibrahim araplarin atasimidir? Kabeyi o mu insa etmistir?
34:44 Oysa, Biz onlara ne başvuracakları vahiyler göndermişizdir, ne de SENDEN ONCE bir uyarıcı.

Ayetler gercek cevirilerinden uzak oldugu surece dogrulari bilmeninde guclestigi bir ortamda, Allahin bizleri gercekleri fark edip dayanabilenlerden ve layikiyla salati ikame edenlerden etmesi dileklerimle.

Saygilar.
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Beytullah, ne yazık ki tarihsel süreç içerisinde bir kübik yapı olan Kâbe (putu) olarak algılanmıştır. Oysa buradaki Beyt=Ev kelimesi bir Kuran mecazıdır; çünkü Beyt'e giren güvenlikte/Cehennem'den emin olur. Bu bakımdan Beyt'in ne olduğu açıktır: İslami Sistem. (Ayrıntılı eleştiri ve görüşlerinizi esenerus@gmail.com adresine yazabilirsiniz)

Kategoriler

Arkadaşlarım

beycivan
hiramusta
Blogcu Yardım
sakirmgk
saclariniz